AnasayfaPortalliAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKullanıcı GruplarıSSS

Paylaş | 
 

 Sakin

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gitsmoo
Çaylak RockLOG'lu
Çaylak RockLOG'lu


Kadın
Mesaj Sayısı : 90
Yüzde kaç RockLOG\'luyum :
0 / 1000 / 100

Kayıt tarihi : 04/08/07

MesajKonu: Sakin   Salı Ağus. 07, 2007 11:58 am


Sakin; Onur Özdemir,Özdemir Dereli,Cenker Kökten ve Soner Özışık'tan oluşmaktadır.

1999 yılında Onur ve Özdemir'in bir araya gelip kurduğu sakin, davulda Çağrı Küçükyıldız'ın da eşliğinde ilk bestelerini üretmeye başladı.

2000 yılında Cenker sakin'e dahil oldu.Aynı dönemde davulu Emre Yıldız devraldı.Bu kadro Boğaziçi Üniversitesi Taşoda Stüdyosu'nda provalara başladı.Aynı üniversitenin bahar şenliklerinde verdikleri ilk konser, üretimin paylaşımının ilk adımıydı.

2001 yılı başlarında Emre'nin ayrılmasının ardından bir süre Onur,Özdemir ve Cenker çalışmalarına elektronik altyapılar üzerine çalarak devam ettiler.Aynı yılın yaz aylarında,Soner bu üçlüye katıldı.Böylece sakin,bugünkü nihai kadrosuna kavuşmuş oldu.Ardından konserler geldi...

Sakin,2002 yılındaki Taşkışla şenliklerinde,Taşoda konserlerinde sahne aldı.2003 yılı Ağustos ayında Fethiye'de düzenlenen KayaFest'e katıldı.Bir yandan da grup,"artık gel","son","suçsuz rüya","kayboluş","öteki" ve "elif mak-bul" isimli şarkıların yer aldığı ilk demosunu hazırladı.2004 yılında,İstanbul'un,Babylon ve Manhattan gibi önemli sahnelerinde konserler verdi.Beyoğlu Tünel Sanat ve Barışarock Festivallerinde de dinleyiciyle buluştu.
2005 yılı daha çok beste yazımı üzerine çalışmalar ile geçti ve yeni bir demo kaydı ile sonuçlandı.İçinde "denek hayatım","laleler beyaz","kırmızı oda","edepsiz komedya" ve "temiz" isimli şarkıların bulunduğu bu ikinci demo ile prodüktör Volkan Gürkan'a ulaştılar.

2006 yılı,sakin'in daha geniş kitleler tarafından duyulmaya başlandığı yıl oldu.Bu yıl boyunca,grup beste yazarlığını daha da geliştirdi ve repertuarı arttı,verilen konserler oldukça sıklaştı.İstanbul'da,Peyote ve Balans'ta gerçekleşen konserlerin yanında,Ankara ve Eskişehir'de de sahne aldılar.Öte yandan Volkan Gürkan'la albüm öncesi prodüksiyon sürecine girdiler.İnce eleyip,sık dokundu.Herkes ayağını ona göre denk aldı(mı?)

alıntı --> www.denekhayatlar.com
http://www.myspace.com/sakin

edepsiz komedya
http://www.youtube.com/watch?v=hT6j_zAr8SY
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
gitsmoo
Çaylak RockLOG'lu
Çaylak RockLOG'lu


Kadın
Mesaj Sayısı : 90
Yüzde kaç RockLOG\'luyum :
0 / 1000 / 100

Kayıt tarihi : 04/08/07

MesajKonu: Geri: Sakin   Salı Ağus. 07, 2007 12:00 pm

Sakin Röportajı

Merhabalar, öncelikle sizi biraz tanımak istiyoruz bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

S.Ö. : Merhaba. sakin, İstanbul’da oturan, okuyan, müzik yapan, yaşayan 4 kişiden oluşuyor: Onur Özdemir (Gitar-Vokal), Özdemir Dereli (Gitar), Cenker Kökten (Bas Gitar) ve Soner Özışık (Davul).

Sakin nasıl bir araya geldi?


Ö.D. : 1999’da Onur’la birlikte sakin’i kurduk. Bazı denemeler ve olamamalar sonrası; önce Cenker’in sonra da Soner’in (şükür ki) katılmasıyla tamamlanan bu birliktelik, 2001 yılından beri devam etmekte

Sakin kelimesini birde siz tanımlayabilir misiniz, sizin için ifade ettiği anlam nedir?

Ö.D. :
Aslında sakin kelimesi beni tanımlayabilir.. ya da hayatın her şeklinde, bulunmak istediğim o hali. Ama daha çok; tüm dünyanın bilmediği bir karmaşayla yaşadığım, en büyük gerçekliğim.. dört kişilik bir hikaye.

O.Ö. : Her ne kadar isimler doğaları gereği bir şeyleri çağrıştırsalar da, sakin’in gönlümüzü çelen noktası böylesi bir gerekliliğe pabuç bırakmayacak kadar muğlak ve sakin kalabilmesi sanırım. Kendisi - hayatın getirdiği zorunlulukla - çok şey geçirmiş olduğu için, tüm bunların getirdiği heyecanla yeni deneyimlerini beklerken, tarih dışı bir yaratıkmışcasına aynı sakinlikle yeninin, eskinin başka türlüsü mümkün bir tahayyülü olduğunu ifade eder herhalde.

S.Ö. :Hayata karşı alınabilecek duruşlardan bir tanesi. Ayakları yere basarken uzakları hayal eden bir figür geliyor gözümün önüne. Smile

Rock / Indie olarak terimsel tanımlanan bir müzik tarzınız var, kalıpların dışına çıkarsak müziğinizi tekrar tanımlayabilir misiniz?

S.Ö. : Her türlü tanımlama girişimi beraberinde kalıpları getiriyor. Benim için ifade ettiklerini söyleyebilirim ancak. Önce tutunma, ardından tutunacak bir şey olma ve nihayet tüm güzel şeylere tutunan güzel insanlarla birlikte dünyayı tutunmaya değer bir yer haline getirme çabası…

O.Ö : sakin “müziğin manasız bir hobi olması haline, hayatı müziğin içinde yoğuran ve bunu, kamusal bir alan da olduğu için dert edinen, sakin ama sert bir vuruş olarak çaldı bugüne dek. yarattığı hikayeler bünyesinde insanlardan aldığını, onlara biraz daha gerçekçi ve biraz daha sihirli formlarda vermeye çalıştı. ne de olsa kent, kaybolma, telaş, hayata atılma, vs. tekdüze modern hayatların kendisi için yarattığı ama sorgulanmamış alışkanlıklarıydı”. www.Rocktr.com

Parçaları nasıl oluşturuyorsunuz, Yapım aşamasını o en yoğun anınızı bize anlatabilir misiniz?


S.Ö. : Her şarkı için süreç farklı oluyor ama çoğunlukla, Onur’dan şarkıların taslak hallerini dinliyorum önce. Bunları dinlerken olası düzenlemeleri hayal ediyorum. Stüdyoda çaldığımızda da herkesin kurduğu hayaller bir şekilde uzlaşıyor.

Ö.D. :
Evet; parçaları daha çok Onur getirdiğine göre, onun burada söyleyecek daha çok şeyi olabilir. Ama şunu diyebilirim; yeni bir parçanın öncelikle huyuna, suyuna alışmamız gerekiyor ki; ihtiyacını bilelim. Yavaş yavaş bir yere varıyoruz ve bir gün hepimiz aynı anda iyi bir şeyler hissediyoruz; güzel oldu diyoruz. İçinizden koparıp, çıkartmaya çalıştığınız bir şeyin; bu sırada iyice büyümesinin görgü tanığı olmakla geçen bir süreç.

O.Ö. :
Smile Genellikle bir şeyler seni tırmalıyor olur. Hem o tırmalanmayı hem de kendini rahatlatmak için çıkardığın şeyle bas basayken hissedilen içtenlik ve bir kez daha kendine döndürdüğün duygu kutusuna ulaşıyorsun. Don dolaş, kendine gel! Zor bir soru, bilemiyorum...tercih edemiyorum çünkü anlatamıyorum, belki yüz yüze ifade edebilirim ya da görsel ve işitsel olarak. Ama düz yazı zor bunları anlatmak için, kısıtlı şeydir yazı. Bu yüzden kusura bakmayınız.

İlk yaptığınız beste ve bununla aldığınız izlenimleri bize anlatır mısınız? Zamanla Sakin in soundunda ne gibi değişikler oldu?

O.Ö. : İlk yaptığımız beste Suçsuz Rüya sanırım. Bence güzel şarkı. Sanırım insanlar da o kadar ilgisiz değildi şarkıya. O günden bu güne tabi ki çok şey değişti ama genel hattımız ve müziği, hayati, soundumuzu, kendimizi sorgulayışımız sanırım pek değişmedi. Belki artık kendimizden daha eminken, diğer bir taraftan da o günkü masumiyetimizden biraz kaybetmek zorunda bırakılmış da hissediyorum.

Ö.D. : Evet Wink Sakin kurulduktan kısa bir süre sonra, Onur suçsuz rüya’yı besteledi. Bu parça, daha önce ortak bir çalışmada bulunmamış olan grubun, bir nevi kendini sınaması ve duygusal anlamda keşfetmesidir. Oldukça melankolik ve de depresif bir ruh halini, kulakları zorlayan bir kapanışla sonlandırıyor olmamıza rağmen; dinleyicilerin de bizim kadar heyecanlandığını ve keyif aldığını hatırlıyorum. İlerleyen yıllarda, ekipman kökenliler hariç grubun soundundaki değişiklikler; daha çok şarkı yazımı ve aranjenin gelişimiyle bağlantılı oldu. Suçsuz rüya döneminden farklı olarak; kurgusunda birbirine daha yakın temaların işlendiği, daha akıcı besteler ürettik.


“Denek Hayatım” dediğimizde “22 Temmuz 38 ölü ve 80 yaralı” diye bağırıyor. Birde bu parçayı size sorsak; yapım aşaması ve etkilendiğini düşündüğünüz acı deney ve denekler hakkında?

O.Ö. :Bu olay kesinlikle “varlığım varlığına armağan olsun” kültürünün bir uzantısının bize yaşattığı, tarif edilemez bir sinir ve “ya bu ne kadar geliyorum diyen, ne kadar su ülkemde ki yerleşmiş vurdumduymazlık eseri” kazasıdır. Bireyi - hem kendini, hem başkalarını - umursamazlık maalesef bize daha ilkokuldan itibaren gayet güzel belletiliyor, hep bu vatan ve onun koşullarına armağan olabilecek birisi haline dönüşmeye hazırlıyoruz kendimizi. Korku kültüründe yasadığımız için, bunu ya sessiz kalarak ve içimize atarak, ya da tam tersi şekilde beynine kan sıçramışçasına gaza gelmiş ve patlayama hazır halde karşılıyoruz. Acı, çaresizlik, umursamazlık, “kim bu kazaya ugramışlar”cılık, “orada birisinin uğradığı” kazacılık, medya, devlet, klasik duruşlar, yanında olmalar, malar, malar, ağlamalar, kendine hesap sormalar, oturup acıyı seyretmek, retmek, etmek, tmek, mek, ek, k.

Ö.D. : Ölümün hala gizemini koruduğu bu çağda; başkalarının hayatlarımız üzerine düşünürken, verdikleri özensiz kararlar bizi bilinmeyene götürüyor. O trende olmak büyük şansızlık değil mi? ben de olabilirdim, bu durumda ben şanslı mıyım? Asıl mevzu şu ki; hiçbir şeyin şansa kalmaması gereken günümüzde, o başkalarının gözünde denek olmaktan öteye geçemiyoruz.

S.Ö. : Toplumsal tüm yapılar kendilerinden o kadar emin, kendilerini o kadar kutsallaştırmışlar ki; hayatın içine denek olarak girdiğimizi fark etmiyoruz. Doğduğumuz yer ve zamana göre, cinsiyetimize göre bize zorlanan bir hayat var. Bunun dışına çıkmaksa en iyi ihtimalle anormallik olarak kodlanmış

Sözleriniz günlüğe tutulan karşılıklı konuşmalar ve virgülsüz cümleler gibi, sözleri kim yazıyor?

O.Ö. : Genelde Onur yazıyor. Evet günlük gibi geliyor bazen bana da Smile

Yıkık beton duvarın üstünde oturup hayatı seyrederken ve gidişattan sıkılmış ve sorgulayan bir duruşunuz var. Hayatı sorgulama açısından Mor ve ötesiyle bazı benzerlikler dikkatimi çekiyor, size ne anlam ifade ediyor Mor Ve Ötesi?


O.Ö. : Abili bir şeyler ifade ediyorlar. Ayni janrda sayılabiliriz ama bilemiyorum, iki gazete yazarı ayni olaylardan bahseder genelde. Sanırım bizim köşelerimizde çok daha geniş anlatım yollarını kullanabilme özgürlüğümüz olduğundan hem melodi, hem sözler, hem ikisinin çarpışması, hem enstrümanların tek tek ve toplu yansıttığı dünya, genel itibariyle çok farklı bir hissiyat ve havada asılmışlık veriyor. Açıkçası MVO dinlerken hissettiklerimle, sakin dinlerkenki hissim arasında oldukça geniş bir arazi var. O duvardaki üzgün halimizin de farklılığı vardır ama arkadaşızdır, yani yakın duvarda yakın yerlerdeyizdir.

Ö.D. : Bahsi geçen benzerlikler; günlük hayatta hepimizin karşılaştığı ya da karşılaşabileceği durumları dert edinip, dile getirmemizden kaynaklaniyor olsa gerek. Bu bağlamda Mor ve Ötesi’ni de hayatın içinde görüyorum.

MİAM (Müzik ileri araştırma merkezi) bize neler söylersiniz?


Ö.D. : 2004’te Cenker’le birlikte MİAM’da yüksek lisans eğitimine başladık ve hala devam ediyoruz. Ses mühendisliğinden edindiğimiz bilgilerin meyvesi olan ikinci sakin demosu ile de Volkan Gürkan’a ulaştık.

Volkan Gürkan, 2007 ve albüm çalışmaları desek bize neler söylersiniz?

Ö.D. : Volkan, bizi anlayan ve anlatmayı çok iyi beceren bir prodüktör; bizim deyişimizle beşinci insan.. Birlikte albüm kayıt sürecinde olduğumuzu ve 2007 içerisinde raflarda olmayı planladığımızı söyleyebiliriz.

S.Ö. : Ön kayıt aşamasını tamamladık sayılır. Smile

Dinlediğiniz yerli yabancı gruplar kimlerdir? Bunlardan Örnek aldığınız isimler var mı?

Ö.D. : Yerli ve de yabancı bir sürü sanatçı var aslında adı geçmesi gereken; hem dinlemekten keyif aldığım, hem de bana ve müziğime bir şeyler katmış olan. Ama Radiohead, Mogwai, Karate, Sigur Ros, Belle&Sebastian, Sezen Aksu kesinlikle takdir ettiğim varoluşlar.

Türkiye’de amatör anlamda yapılan işleri nasıl değerlendiriyorsunuz, beğendiniz işler neler?


S.Ö. : Çok özgün, başarılı işler yapılıyor. Bu işlerin albüm gibi elle tutulur bir şekilde kitleyle buluşması konusunda problemler var. Hem sistemin, hem de kitlenin payı var bunda. Bu işlerin dinleyiciyle buluşabileceği ortamlar yavaş yavaş çoğalıyor bir yandan da.

Ö.D. : Yapılan işlerin gitgide daha farklı renkler alması hoşuma gidiyor. Eskiden süregelen standart hareketler, yerini yeni alanlara bırakıyor. Ars Longa’yı beğeniyorum.

Müzik dışında nelerle uğraşıyorsunuz?

S.Ö. :
Hayatımı -en azından teoride- müzik ve müzik dışı gibi bölmeyi tercih etmiyorum.Uğraştığım her işin birbiriyle ilişki içerisinde olduğunu ve yaptığım her şeyde uğraştığım her şeyin tezahür ettiğini düşünmeyi seviyorum. Müzik, tüm bu uğraşların dışavurumu için bilinçsizce seçtiğim bir alan.

Ö.D. : Son dönemde müzik dışında bir şeyle uğraşmaya pek vaktim olmuyor. Olduğunda da herkesin yaptığı okuma, izleme, dinleme, dinlenme, spor, eğlenme gibi aktivitelerden birini seçiyorum

Sizi canlı olarak nerelerde dinleyebiliriz, düzenli sahne aldığınız bir yer var mı?

Ö.D. : Genelde her ay bir Peyote konserimiz oluyor. Sabit bir zamanlaması olmadığı için; tarihi kesinleşince diğer konserlerle beraber, web sitemizde (www.sakinweb.com) ve www.myspace.com/sakin adresinde yayımlıyoruz.

S.Ö. : Bu ayın (Mart’ın) 17’sinde Ankara Tenedos Cafe’de çalacağız. 24’ünde de Yeni Melek’te mor ve ötesi’nin açılışını yapacağız.

SounDirect.Net hakkında ne düşünüyorsunuz?

S.Ö. :
Amatör tanımlaması altındaki işlerin dinleyicisiyle buluşabildiği bahsettiğim ortamlardan biri olmasından dolayı teşekkür ediyorum.

Ö.D. :
Ciddi ve düzenli bir çalışma, söyleşi bunu daha da ortaya koydu. Her şey için teşekkürler.


Bizde Yeni Projelerinizde Başarılar ve ayrıca sitemizde yeni parçalarınızı görmek dileklerimizle Soundirect adına sorularımızı cevapladığınız için teşekkür ediyoruz! Smile

Hazırlayan :
CosmiC_EnerGY ( Yağmur Zehra K. )

alıntı --> http://www.soundirect.net/roportaj.php?id=7
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
forsssaken
Melankolik Kaptan
Melankolik Kaptan
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 600
Yaş : 28
Location : avuç içinde..........
Yüzde kaç RockLOG\'luyum :
0 / 1000 / 100

Kayıt tarihi : 06/08/07

MesajKonu: Geri: Sakin   Salı Ağus. 07, 2007 12:05 pm

mutlaka dinlenilmesi gereken bir grup edepsiz komedya nın müptelası olmuş bulunmaktayım

_________________
bütün hücreLeriM saDEce caNLı hiSSeTMek için ÖLEBİLİR!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.myspace.com/forsssaken
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Sakin   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sakin
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Müzikalite :: Amatör Müzik :: Rock-
Buraya geçin: